Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Bir Arınma Eylemi Olarak Namaz

Bir Arınma Eylemi Olarak Namaz

Dâvetin ve tebliğin çileli yolunda Rabbimiz, Müslümanlara daha Risâletin başlangıcında namazı emretmiştir. Diğer ibâdetlerden farklı olarak namaz peygamberlikle berâber başlamıştır. Bizim kanâatimize göre risâletle berâber başlayan iki ibâdet vardır; biri namaz, biri de cihaddır. Cihâdın mukâtele türünü dışta tutarak bu ifâdeyi kullanıyoruz. Cihâd ile namaz birbirleriyle çok irtibatlıdırlar. Şöyle ki Hz. Peygamber; Allâh'ın dînini hâkim kılmak için cihâdın dâvet, tebliğ, inzar, münkeri nehyetme ve ma'rûfu emretme türlerini uygulamaya başladığında müşrikler onu engellemeye ve dâvetini akâmete uğratmaya çalışmışlardır. Bu dönem çilenin en yoğun olduğu dönemdir. Yüce Allah Müslümanlara namazı emrederek hem Müslümanların kendisiyle mânevî irtibat kurmalarını istemiş, hem de namaz vâsıtasıyla Müslümanların ruhlarını takviye etmiştir. Daraldıklarında ve yorulduklarında Rasûlullâh'ın ve Müslümanların namaza durmaları bunun kanıtıdır. Daha İslâm'ın başlangıç yıllarında gece namazıyla emredilmelerinin birçok hikmeti var ama bu hikmetlerden biri de gündüz verecekleri mücâdelede korkaklık ve dünyevi endişelerini yenmek için mânevî bir takviye olmasıdır.Risâletin başlangıcından îtibâren sabah, ikindi ve gece vaktinde olmak üzere üç vakit kılınan namaz, İsrâ ve Mi'râc hâdisesiyle berâber beş vakit şeklinde düzenlenmiştir. Şerîatlerdeki ibâdetlerin teabbudî olduğunu düşünürsek namazın keyfiyetini de Allah Teâlâ emretmiştir. Zîrâ ibâdetlerin nitelikleri, vakti ve uygulaması akılla bilinemez. Nitekim ilk hanîfler de bu keyfiyeti bilemediklerinden namaz kılamamışlardır. Kur'ân dışı vahiyle önce abdest almayı Peygamber Efendimiz'e (sav) öğreten Cebrail (as) namaz kılarak ve ona imamlık yaparak namazın keyfiyetini de öğretmiştir. Namaz, tamâmen özgün bir ibâdettir. Bir takım Yahudi ve Hristiyan ritüellerinden yola çıkarak namazın özgünlüğüne halel getirecek ifâdeler kullanmak usûl ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan hadsiz hareketlerdir. Bu ifâdeler doğru olsaydı ilk dönem haniflerinin hayatlarında namaz olurdu. Müşrikler de Peygamber Efendimiz ve Müslümanları namaz kılarken gördüklerinde şaşırmazlardı.
Yazar:Dr. Mehmet Sürmeli
Sayfa Sayısı:208
Dil:Türkçe
Isbn:9786059899048
Boyut:13.5 X 21.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:14.10.2020
30 TL
21,45 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Bir Arınma Eylemi Olarak Namaz
Dâvetin ve tebliğin çileli yolunda Rabbimiz, Müslümanlara daha Risâletin başlangıcında namazı emretmiştir. Diğer ibâdetlerden farklı olarak namaz peygamberlikle berâber başlamıştır. Bizim kanâatimize göre risâletle berâber başlayan iki ibâdet vardır; biri namaz, biri de cihaddır. Cihâdın mukâtele türünü dışta tutarak bu ifâdeyi kullanıyoruz. Cihâd ile namaz birbirleriyle çok irtibatlıdırlar. Şöyle ki Hz. Peygamber; Allâh'ın dînini hâkim kılmak için cihâdın dâvet, tebliğ, inzar, münkeri nehyetme ve ma'rûfu emretme türlerini uygulamaya başladığında müşrikler onu engellemeye ve dâvetini akâmete uğratmaya çalışmışlardır. Bu dönem çilenin en yoğun olduğu dönemdir. Yüce Allah Müslümanlara namazı emrederek hem Müslümanların kendisiyle mânevî irtibat kurmalarını istemiş, hem de namaz vâsıtasıyla Müslümanların ruhlarını takviye etmiştir. Daraldıklarında ve yorulduklarında Rasûlullâh'ın ve Müslümanların namaza durmaları bunun kanıtıdır. Daha İslâm'ın başlangıç yıllarında gece namazıyla emredilmelerinin birçok hikmeti var ama bu hikmetlerden biri de gündüz verecekleri mücâdelede korkaklık ve dünyevi endişelerini yenmek için mânevî bir takviye olmasıdır.
Risâletin başlangıcından îtibâren sabah, ikindi ve gece vaktinde olmak üzere üç vakit kılınan namaz, İsrâ ve Mi'râc hâdisesiyle berâber beş vakit şeklinde düzenlenmiştir. Şerîatlerdeki ibâdetlerin teabbudî olduğunu düşünürsek namazın keyfiyetini de Allah Teâlâ emretmiştir. Zîrâ ibâdetlerin nitelikleri, vakti ve uygulaması akılla bilinemez. Nitekim ilk hanîfler de bu keyfiyeti bilemediklerinden namaz kılamamışlardır. Kur'ân dışı vahiyle önce abdest almayı Peygamber Efendimiz'e (sav) öğreten Cebrail (as) namaz kılarak ve ona imamlık yaparak namazın keyfiyetini de öğretmiştir. Namaz, tamâmen özgün bir ibâdettir. Bir takım Yahudi ve Hristiyan ritüellerinden yola çıkarak namazın özgünlüğüne halel getirecek ifâdeler kullanmak usûl ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan hadsiz hareketlerdir. Bu ifâdeler doğru olsaydı ilk dönem haniflerinin hayatlarında namaz olurdu. Müşrikler de Peygamber Efendimiz ve Müslümanları namaz kılarken gördüklerinde şaşırmazlardı.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı