Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Bize Göre

Bize Göre

Bir çeşit ölümden sonra dirilme sırrına mahzar olan İkdam'ın sanat ve edebiyat sütunlarına bakmak görevini üzerimealmış olmaktan utanıyorum. Bu utanç, edebiyatı yüz kızartıcı bir meşgale telakki ettiğimden ileri gelmiyor. Zira bilirimki İngiliz milleti, Hint mülkünden ziyade Shakespeare ile mağrurdur; bilirim ki İran, zalim bir güneşin yaktığı kısırtopraklar üzerinde olmaktan ziyade, Hâfız-ı Şirazî'nin nazmında, Behzah'ın resimlerinde ve seccadeleri renklibahçelerinde yaşıyor; bilirim ki İspanya, ne Alphonse'un, ne de Primo de Rivera'nındır? Fakat kızıl karanfili Karmen'invatanı, ancak El Gerceo ve Cervantes aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum.Gazetecilik mesleği, ticaret halini aldıktan sonra, kendisine müşteri ismi verilmesin daha doğru olan okuyucununhoşuna gitmek gayretiyle gazeteler, yavaş yavaş sütunlarından fikir'in bütün şekillerini süpürüp attılar. Hareketetmeyen güzel bir vücudu nasıl her taraftan yağ tabakaları kaplarsa, gazeteler de bir taraftan yiyecek ve içecekilanları, diğer taraftan metni kovan resimlerin istilası altında kaldı. Dünya basınına göz atılınca hükmedilir ki mide vebarsak, dimağdançok daha şerefli birer uzuv derecesine yükselmiştir. Hatta iri göbekli insanların etrafımızdaçoğaldığına bakılırsa, birçokların şimdi dimağlarını kemik mahfazasından çıkarıp taşıdıklarına hükmetmek lazımgeliyor. Dimağ, haysiyetinden bu kadar kaybettikten sonra, hayati faaliyette insanın filden, karıncadan, leylek veyazürafadan hiçbir farkı kalmıyor.Allahım! Her zevki tatmin edecek ve ismi yine sanat ve edebiyat olacak olan felsef taşını nasıl bulmalı?
Yazar:Ahmet Haşim
Sayfa Sayısı:126
Dil:Türkçe
Isbn:9786059372282
Boyut:14 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:01.01.2017
7,50 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Bize Göre
Bir çeşit ölümden sonra dirilme sırrına mahzar olan İkdam'ın sanat ve edebiyat sütunlarına bakmak görevini üzerime
almış olmaktan utanıyorum. Bu utanç, edebiyatı yüz kızartıcı bir meşgale telakki ettiğimden ileri gelmiyor. Zira bilirim
ki İngiliz milleti, Hint mülkünden ziyade Shakespeare ile mağrurdur; bilirim ki İran, zalim bir güneşin yaktığı kısır
topraklar üzerinde olmaktan ziyade, Hâfız-ı Şirazî'nin nazmında, Behzah'ın resimlerinde ve seccadeleri renkli
bahçelerinde yaşıyor; bilirim ki İspanya, ne Alphonse'un, ne de Primo de Rivera'nındır? Fakat kızıl karanfili Karmen'in
vatanı, ancak El Gerceo ve Cervantes aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum.
Gazetecilik mesleği, ticaret halini aldıktan sonra, kendisine müşteri ismi verilmesin daha doğru olan okuyucunun
hoşuna gitmek gayretiyle gazeteler, yavaş yavaş sütunlarından fikir'in bütün şekillerini süpürüp attılar. Hareket
etmeyen güzel bir vücudu nasıl her taraftan yağ tabakaları kaplarsa, gazeteler de bir taraftan yiyecek ve içecek
ilanları, diğer taraftan metni kovan resimlerin istilası altında kaldı. Dünya basınına göz atılınca hükmedilir ki mide ve
barsak, dimağdançok daha şerefli birer uzuv derecesine yükselmiştir. Hatta iri göbekli insanların etrafımızda
çoğaldığına bakılırsa, birçokların şimdi dimağlarını kemik mahfazasından çıkarıp taşıdıklarına hükmetmek lazım
geliyor. Dimağ, haysiyetinden bu kadar kaybettikten sonra, hayati faaliyette insanın filden, karıncadan, leylek veya
zürafadan hiçbir farkı kalmıyor.
Allahım! Her zevki tatmin edecek ve ismi yine sanat ve edebiyat olacak olan felsef taşını nasıl bulmalı?
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı