Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Ruh Tutulması

Ruh Tutulması

…O, yaşama yukarıdan bakardı. Hoşgörülü, esprili, bilgili… Kuruntulardan, can sıkıcılığından, uzak bir yanı vardı. Nobran insanları bile dize getirecek enerjiye, sabra sahipti…“Yaşamın tümü, örülen bir duvardır! Her insan kendi duvarını ören bir duvar ustasıdır. Kimi mahir, kimi acemi olsa da…Ve anlar o duvarın tuğlalarıdır!”  derdi…Banyodan çıkıp salona yöneldiğimde aklımın dibine vurmuş sorularla meşguldü beynim;“...Mutluluk insanlar için sıradan bir şeye dönüşürse ne olur? Ortada hiçbir neden yokken banyoya kapanıp neden ağlar bir kadın?” Tüm bu soruların kırk yaşıma bastığım için bir geçiş dönemine ait sorular olduğu kanısına varıyorum.  Ama kendime yaptığım açıklamalar bana yetmiyor…Günlük, işlerimi bitirdikten sonra, salona geçip ayaklarımı uzattığım kanepeden yanımdan eksik etmediğim küçük radyodan “Mozart’ın Kırkıncı Senfonisi’ni dinliyorum… Nasıl da denk gelmişti; melodiler, kırkıncı yaşımla birlikte, iç dünyamdaki iniş ve çıkışlar gibi, biranda yükselip, biranda irtifa kaybediyorlardı…Kafamdaki sorgulama piramidinin içinde kayboluyorum müziği dinledikçe.. Peki, ne istiyordum ben? Hayattan beklentim neydi de, şu an kendimi bu kadar ıssız, yalnız hissetmeye başlamıştım? Bir yandan yaşantımda değişik bir şeyler yapmak istiyor, öte yandan yapmak istediğim değişiklikler gözümü korkutuyor, düşüncelerim sürekli kendini tekrarlıyordu…
Yazar:Meral Can
Sayfa Sayısı:218
Dil:Türkçe
Isbn:9786056613807
Boyut:13.5 X 21.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:07.12.2015
13 TL
8,44 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Ruh Tutulması
…O, yaşama yukarıdan bakardı. Hoşgörülü, esprili, bilgili… Kuruntulardan, can sıkıcılığından, uzak bir yanı vardı. Nobran insanları bile dize getirecek enerjiye, sabra sahipti…

“Yaşamın tümü, örülen bir duvardır! Her insan kendi duvarını ören bir duvar ustasıdır. Kimi mahir, kimi acemi olsa da…
Ve anlar o duvarın tuğlalarıdır!”  derdi…
Banyodan çıkıp salona yöneldiğimde aklımın dibine vurmuş sorularla meşguldü beynim;
“...Mutluluk insanlar için sıradan bir şeye dönüşürse ne olur? Ortada hiçbir neden yokken banyoya kapanıp neden ağlar bir kadın?” Tüm bu soruların kırk yaşıma bastığım için bir geçiş dönemine ait sorular olduğu kanısına varıyorum.  Ama kendime yaptığım açıklamalar bana yetmiyor…
Günlük, işlerimi bitirdikten sonra, salona geçip ayaklarımı uzattığım kanepeden yanımdan eksik etmediğim küçük radyodan “Mozart’ın Kırkıncı Senfonisi’ni dinliyorum… 
Nasıl da denk gelmişti; melodiler, kırkıncı yaşımla birlikte, iç dünyamdaki iniş ve çıkışlar gibi, biranda yükselip, biranda irtifa kaybediyorlardı…
Kafamdaki sorgulama piramidinin içinde kayboluyorum müziği dinledikçe.. Peki, ne istiyordum ben? Hayattan beklentim neydi de, şu an kendimi bu kadar ıssız, yalnız hissetmeye başlamıştım? Bir yandan yaşantımda değişik bir şeyler yapmak istiyor, öte yandan yapmak istediğim değişiklikler gözümü korkutuyor, düşüncelerim sürekli kendini tekrarlıyordu…
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı