Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Kadın Gözüyle Kent Öyküleri

Kadın Gözüyle Kent Öyküleri

Şehir orada, insanın bağrına bıçak gibi saplanan, çaresiz bırakan güzelliğiyle, erguvan, alev rengi, lacivert hareleriyle, karanlık bastırdıkça yükselen yedi kollu muhteşem şamdanıyla, karşımda duruyor. Bu kadar güzel olmasa, içim bu kadar acımayacak. Ona yeniden sahip olacağıma inansam, yeniden "Bekle Bizi İstanbul" deme gücüm olsa, böyle kederlenmeyeceğim. Belki binlerce yıl önce de, Septimus Severus'un askerlerinin kılıcından ve şehri yutan alevlerden kurtulmuş bir Bizantionlu tapınakların ve tanrı heykellerinin karşısında yere çöküp, aynı duygularla ölmeye yatmıştı. Belki yüzlerce yıl önce, Fatih'in askerleri surları yarıp şehre girdiğinde, Konstantinopolis'e tutkuyla bağlı bir Bizanslı bilge, ya da Venedikli, Cenevizli bir tüccar, içinde aynı çaresiz yorgunluğu duymuştu. Belki de son Osmanlı, yabancı bir gemiyle şehri terk ederken, limana son bir defa aynı çaresiz kederle bakmıştı. Ve her fetihten, her zaferden sonra şehrin yeni sahipleri içlerinde aynı büyük umut, aynı zafer küstahlığıyla şehri kendi suretlerine göre yeniden yaratmaya kalkmışlardı.
Yazar:Ines Rieder
Çevirmen:Füsun Özlen
Sayfa Sayısı:231
Dil:Türkçe
Isbn:9789758460633
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:22.12.2003
16 TL
13,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Kadın Gözüyle Kent Öyküleri
Şehir orada, insanın bağrına bıçak gibi saplanan, çaresiz bırakan güzelliğiyle, erguvan, alev rengi, lacivert hareleriyle, karanlık bastırdıkça yükselen yedi kollu muhteşem şamdanıyla, karşımda duruyor. Bu kadar güzel olmasa, içim bu kadar acımayacak. Ona yeniden sahip olacağıma inansam, yeniden "Bekle Bizi İstanbul" deme gücüm olsa, böyle kederlenmeyeceğim. Belki binlerce yıl önce de, Septimus Severus'un askerlerinin kılıcından ve şehri yutan alevlerden kurtulmuş bir Bizantionlu tapınakların ve tanrı heykellerinin karşısında yere çöküp, aynı duygularla ölmeye yatmıştı. Belki yüzlerce yıl önce, Fatih'in askerleri surları yarıp şehre girdiğinde, Konstantinopolis'e tutkuyla bağlı bir Bizanslı bilge, ya da Venedikli, Cenevizli bir tüccar, içinde aynı çaresiz yorgunluğu duymuştu. Belki de son Osmanlı, yabancı bir gemiyle şehri terk ederken, limana son bir defa aynı çaresiz kederle bakmıştı. Ve her fetihten, her zaferden sonra şehrin yeni sahipleri içlerinde aynı büyük umut, aynı zafer küstahlığıyla şehri kendi suretlerine göre yeniden yaratmaya kalkmışlardı.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı