Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Tırata

Tırata

Hikâyeci, bir tiyatro sanatçısı gibi yüzünü şekilden şekle sokuyor, insanları söylediklerine odaklıyordu. Hikâyesinde, o çocuk aklımla dikkatimi çeken, cevabı içinde saklı sorular olmasıydı. Hikâyesinin sonunda da "Sürçü lisan ettiysek affola!" diyerek, bir özürle tamamladı geceyi.Hayatın, insanların yaşadığı ya da uydurduğu hikâyelerden ve kıssadan hisselerden oluştuğunu ve hatta her insanın bir hikâye olduğunu; o gün, o hikâyeciden başlayan süreçle, yaşam ve yıllar bana öğretti.Batı’dan gelen hikâyecilikten önce, bizde de bir hikâyecilik vardı; ben bunun şahidiyim.Eğlenme araçları değişen ve eskiden eğlenirken öğrenen halkımız, dinleyerek bilgi edinmekten de uzak düştü.20. yüzyılın ikinci yarısını yaşayan biri olarak hikâyelerimi yazarken, o yaşlı hikâyecinin anlatırkenki üslûbu, o günkü halk ve iki binli yılların başında üstümüze kâbus gibi çöken küreselleşme belâsı ve müştemilâtı, hafızamda bir yerleri kaşır durur.
Yazar:Mustafa Atmaca
Sayfa Sayısı:176
Dil:Türkçe
Isbn:9789944116176
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:14.05.2007
115 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Tırata
Hikâyeci, bir tiyatro sanatçısı gibi yüzünü şekilden şekle sokuyor, insanları söylediklerine odaklıyordu. Hikâyesinde, o çocuk aklımla dikkatimi çeken, cevabı içinde saklı sorular olmasıydı. Hikâyesinin sonunda da "Sürçü lisan ettiysek affola!" diyerek, bir özürle tamamladı geceyi.

Hayatın, insanların yaşadığı ya da uydurduğu hikâyelerden ve kıssadan hisselerden oluştuğunu ve hatta her insanın bir hikâye olduğunu; o gün, o hikâyeciden başlayan süreçle, yaşam ve yıllar bana öğretti.

Batı’dan gelen hikâyecilikten önce, bizde de bir hikâyecilik vardı; ben bunun şahidiyim.

Eğlenme araçları değişen ve eskiden eğlenirken öğrenen halkımız, dinleyerek bilgi edinmekten de uzak düştü.

20. yüzyılın ikinci yarısını yaşayan biri olarak hikâyelerimi yazarken, o yaşlı hikâyecinin anlatırkenki üslûbu, o günkü halk ve iki binli yılların başında üstümüze kâbus gibi çöken küreselleşme belâsı ve müştemilâtı, hafızamda bir yerleri kaşır durur.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı