Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Felsefe Tarihinden Kesitler

Felsefe Tarihinden Kesitler

Elbette doğrusu felsefe sevdalılarının filozofların eserleriyle doğrudan muhatap olmalarıdır. Fakat bu günümüzde bir yandan gittikçe kabaran felsefe külliyatına hâkim olmanın güçlüğü, diğer yandan günlük meşgalelerin artan baskısı altında bunalan kitap okuru için kolay bir iş değildir.Kökenleri ile birbirlerini takip edişlerinin zorunluluğu anlaşılmaya muhtaç düşünce sistemleri için yargılarına güvenilecek bir kılavuza duyulan ihtiyaç herhalde aşikâr. Onun nüfuz edici tecrit kudreti ve ayıklayıcı tenkit süzgeci sayesinde felsefe tarihi birbirini biteviye takip eden sistemlerin kuru hikâyesi olmaktan çıkacak, en azından, varlık muammasının esrarının aralanmasına dönük anlamlı girişimler bütünü olarak görülmeye başlanacaktır. Her bir filozofun ve öğretisinin bu tarih içerisindeki yeri ve kıymeti bu katkıya dair serdedilecek kıymet hükmünün ışığında aydınlanacaktır.Peki böyle bir kılavuzluğu dışarıdan, meslekten bir felsefe tarihçisi yerine içeriden, kendisi de bu muammanın çözümüne katkıda bulunmaya çalışmış bir filozof yaparsa? Ve o Schopenhauer gibi sözünü sakınmayan, söyleyeceğini sözü evirip çevirmeden doğrudan söyleyen bir düşünürse...?Felsefe tarihinin engin vadisini meslekten tarihçinin kalıplaşmış tasnif usulleri, bayatlamış tasvir ve tavsif kalıpları kılavuzluğunda değil de bir filozofun kartal bakışlarıyla süzmek, onun güçlü sezgileri ve keskin kavrayışları eşliğinde tarassut etmek: kitabın okuruna vaat ettiği bundan daha azı değildir.
Yazar:Arthur Schopenhauer
Çevirmen:Ahmet Aydoğan
Sayfa Sayısı:216
Dil:Türkçe
Isbn:9786050203400
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:20.12.2019
100 TL
78,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Felsefe Tarihinden Kesitler
Elbette doğrusu felsefe sevdalılarının filozofların eserleriyle doğrudan muhatap olmalarıdır. Fakat bu günümüzde bir yandan gittikçe kabaran felsefe külliyatına hâkim olmanın güçlüğü, diğer yandan günlük meşgalelerin artan baskısı altında bunalan kitap okuru için kolay bir iş değildir.

Kökenleri ile birbirlerini takip edişlerinin zorunluluğu anlaşılmaya muhtaç düşünce sistemleri için yargılarına güvenilecek bir kılavuza duyulan ihtiyaç herhalde aşikâr. Onun nüfuz edici tecrit kudreti ve ayıklayıcı tenkit süzgeci sayesinde felsefe tarihi birbirini biteviye takip eden sistemlerin kuru hikâyesi olmaktan çıkacak, en azından, varlık muammasının esrarının aralanmasına dönük anlamlı girişimler bütünü olarak görülmeye başlanacaktır. Her bir filozofun ve öğretisinin bu tarih içerisindeki yeri ve kıymeti bu katkıya dair serdedilecek kıymet hükmünün ışığında aydınlanacaktır.

Peki böyle bir kılavuzluğu dışarıdan, meslekten bir felsefe tarihçisi yerine içeriden, kendisi de bu muammanın çözümüne katkıda bulunmaya çalışmış bir filozof yaparsa? Ve o Schopenhauer gibi sözünü sakınmayan, söyleyeceğini sözü evirip çevirmeden doğrudan söyleyen bir düşünürse...?

Felsefe tarihinin engin vadisini meslekten tarihçinin kalıplaşmış tasnif usulleri, bayatlamış tasvir ve tavsif kalıpları kılavuzluğunda değil de bir filozofun kartal bakışlarıyla süzmek, onun güçlü sezgileri ve keskin kavrayışları eşliğinde tarassut etmek: kitabın okuruna vaat ettiği bundan daha azı değildir.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı