Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Niç

Niç

Ekonomik ve siyasi krizlerin gündelik yaşamın her alanında hissedildiği, belirsizlik ve gerilimlerle dolu bir zaman… Dağların, ovaların, karların arasında tüm tekinsizliğiyle insanın üzerine çöken bir mekan… Sınırları, kaygıları, kabullenilmiş yalnızlığı ve kafasında yanıtlanmamış sorularıyla son derece “normal” bir adam…Güvensizliğin kol gezdiği, seni koruyana bile güvenmemenin sıkıca tembih edildiği, gitmesek de, orada, uzakta var olan bir köyde, milli idealleri de yoksa eğer, bir asteğmen öğretmenin seçenekleri nelerdir? Korkunun kar soğuğu gibi kestiği gecelerde, el tetikte kulak kirişte her an biri tarafından öldürülmeyi beklemek mi? Sakil pop şarkılarla dil öğretmeye çalışmak mı? Her biri geri dönmek için gün sayan meslektaşlarıyla taşları “güvenlik kalkmadan” yola düşme telaşıyla dizerek oyun oynamak mı? Yalnızca işsiz kalmamak için öğretmen olan Cihan, her şeye rağmen köklerine tutunmayı başarmış Ermeni ailelerin de yaşadığı bir korucu köyünde, zamanın bile öldürmekle nitelendiği bir coğrafyada şaşıracak, umutsuzluğa kapılacak, korkacak, öfkelenecek, kanıksayacak… Yine de teklifsizce içine atıldığı bu mecburi hizmet girdabında kendini bulmayı başarabilecek mi?“Tek başına çaresizce ölümü bekliyordum, şu an bundan öte bir gerçeklik yoktu. Devlet beni bayrak direği olarak köye dikmişti.”
Yazar:Bünyamin Hazar
Sayfa Sayısı:310
Dil:Türkçe
Isbn:9789755706412
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:02.09.2013
90 TL
63,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Niç
Ekonomik ve siyasi krizlerin gündelik yaşamın her alanında hissedildiği, belirsizlik ve gerilimlerle dolu bir zaman… Dağların, ovaların, karların arasında tüm tekinsizliğiyle insanın üzerine çöken bir mekan… Sınırları, kaygıları, kabullenilmiş yalnızlığı ve kafasında yanıtlanmamış sorularıyla son derece “normal” bir adam…

Güvensizliğin kol gezdiği, seni koruyana bile güvenmemenin sıkıca tembih edildiği, gitmesek de, orada, uzakta var olan bir köyde, milli idealleri de yoksa eğer, bir asteğmen öğretmenin seçenekleri nelerdir? Korkunun kar soğuğu gibi kestiği gecelerde, el tetikte kulak kirişte her an biri tarafından öldürülmeyi beklemek mi? Sakil pop şarkılarla dil öğretmeye çalışmak mı? Her biri geri dönmek için gün sayan meslektaşlarıyla taşları “güvenlik kalkmadan” yola düşme telaşıyla dizerek oyun oynamak mı?
Yalnızca işsiz kalmamak için öğretmen olan Cihan, her şeye rağmen köklerine tutunmayı başarmış Ermeni ailelerin de yaşadığı bir korucu köyünde, zamanın bile öldürmekle nitelendiği bir coğrafyada şaşıracak, umutsuzluğa kapılacak, korkacak, öfkelenecek, kanıksayacak… Yine de teklifsizce içine atıldığı bu mecburi hizmet girdabında kendini bulmayı başarabilecek mi?
“Tek başına çaresizce ölümü bekliyordum, şu an bundan öte bir gerçeklik yoktu. Devlet beni bayrak direği olarak köye dikmişti.”
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı