Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Siyer Usûlü

Siyer Usûlü

Siyerci dediğimiz zaman seküler bir tarihçiden bahsetmediğimiz de bilinmelidir. Daha açık yazacak olursak, “Allah’ın Elçisi Muhammed” ile “Abdullah’ın oğlu Muhammed” arasındaki yaklaşım farkı, olayın özünü oluşturmaktadır.Bu tür rivâyetlerde gölge râvi denilmesini önerdiğimiz isimsiz uydurmacılar, kendilerini büyük bir başarıyla gizleyerek menfaatlerine uygun, bizzat kendi üretimleri olan metinlere sağlam senedler eklemişler; senedin sıhhatini metnin sıhhatine yeterli delil gören veya görmek zorunda kalan muhaddislerimizi yanlışlara sürüklemişlerdir.Yirminci yüzyıl Batı’nın Doğu’yu sadece fizikî anlamda değil, zihinsel/fikrî çerçevede de sömürdüğü yüzyıldı ve fikrî sömürüden kurtulma çabasındaki “aydınların” sömürgecisinin metodolojisine sarılması şaşırtıcıydı.Siyer usûlüne dair yazılacak her makalenin, yazılacak her kitabın ayrı bir önemi olduğu muhakkaktır. Özellikle de genç akademik çevrelerin bu konuya ayrı bir önem vermeleri, diğer ilimlerle ve diğer ilmî çevrelerle daha entegre bir usûlün oluşmasına katkı sağlayacaktır. Dileğimiz, burada zikrettiğimiz, önerdiğimiz prensiplerin gerek itiraz, eleştiri gerek genişletme gerekse de yeni tekliflerle sağlam bir zemine ve uygulama alanına kavuşmasıdır.
Yazar:Şaban Öz
Sayfa Sayısı:120
Dil:Türkçe
Isbn:9786259987057
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:05.02.2024
192 TL
153,60 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Siyer Usûlü
Siyerci dediğimiz zaman seküler bir tarihçiden bahsetmediğimiz de bilinmelidir. Daha açık yazacak olursak, “Allah’ın Elçisi Muhammed” ile “Abdullah’ın oğlu Muhammed” arasındaki yaklaşım farkı, olayın özünü oluşturmaktadır.

Bu tür rivâyetlerde gölge râvi denilmesini önerdiğimiz isimsiz uydurmacılar, kendilerini büyük bir başarıyla gizleyerek menfaatlerine uygun, bizzat kendi üretimleri olan metinlere sağlam senedler eklemişler; senedin sıhhatini metnin sıhhatine yeterli delil gören veya görmek zorunda kalan muhaddislerimizi yanlışlara sürüklemişlerdir.

Yirminci yüzyıl Batı’nın Doğu’yu sadece fizikî anlamda değil, zihinsel/fikrî çerçevede de sömürdüğü yüzyıldı ve fikrî sömürüden kurtulma çabasındaki “aydınların” sömürgecisinin metodolojisine sarılması şaşırtıcıydı.

Siyer usûlüne dair yazılacak her makalenin, yazılacak her kitabın ayrı bir önemi olduğu muhakkaktır. Özellikle de genç akademik çevrelerin bu konuya ayrı bir önem vermeleri, diğer ilimlerle ve diğer ilmî çevrelerle daha entegre bir usûlün oluşmasına katkı sağlayacaktır. Dileğimiz, burada zikrettiğimiz, önerdiğimiz prensiplerin gerek itiraz, eleştiri gerek genişletme gerekse de yeni tekliflerle sağlam bir zemine ve uygulama alanına kavuşmasıdır.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı