Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Tek Odalı Ev

Tek Odalı Ev

Bir kadın, kalabalığın içinden bir ok gibi fırlayıp gelecek, tanıdık mı diye yüzüne bakacağım ama değil. İnce, narin parmakları başımı kavrayacak, kaldırıp dizlerine koyacak. Elindeki plastik şişeden su içirmeye çalışacak ama bütün uğraşları nafile. Su boğazımdan aşağı inmeyecek. Siyah saçları yüzümde gezinirken kadına -bir anne olmalı- sesleniyorum, “Ben artık bir ölüyüm,” duymuyor, duymak istemiyor. Kulakları mı kapalı, hayır değil, duyuyor, konuşuyor hatta etrafındakilere bağırıyor.  “Ambulans çağırdınız mı, etrafını açın, rahat nefes alsın?” Anneler kabullenmiyor ölümü. Anne olduğunu nereden anladıysam artık, muhakkak bir anne, başka kim bu kadar merhametli olur. Başka kimin saçları süt kokar, taze meyve ve sabun, ellerinin içi nasırlı olur ve parmakları bu kadar maharetli.Birinde yüzük, diğerinde karpuz, kiminde kanepe, başka birinde inci düğmeli gömlek ya da bir başkasında kamyon. Hatta ölümün kendisi de somutlaşıp bir nesne gibi karşımıza çıkıyor. İnsana ulaşmak için etrafımızı saran bunca nesne arasında sıkışan hikâyeleri buluyor ve anlatıyor. Gözü her şeyin üzerinde dolaşıyor, duruyor, görüyor ve hikâyeye dönüştürüyor. Hemen herkesin dikkatinden kaçan, üzerinde durmadığımız, düşünmeye değer görüp vakit ayırmadığımız eşyalara eğiliyor ve onlardan çıkıp insan hâllerinin en ince yerlerine ulaşıyor. Etrafımızdaki bunca şeyin arasında anlatılacak olanın, değerli olanın, hakikî olanın hikâyeleri var Tek Odalı Ev’de.
Yazar:Rukiye Yeğinol
Sayfa Sayısı:112
Dil:Türkçe
Isbn:9786052199954
Boyut:12.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:16.11.2021
90 TL
47,25 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Tek Odalı Ev
Bir kadın, kalabalığın içinden bir ok gibi fırlayıp gelecek, tanıdık mı diye yüzüne bakacağım ama değil. İnce, narin parmakları başımı kavrayacak, kaldırıp dizlerine koyacak. Elindeki plastik şişeden su içirmeye çalışacak ama bütün uğraşları nafile. Su boğazımdan aşağı inmeyecek. Siyah saçları yüzümde gezinirken kadına -bir anne olmalı- sesleniyorum, “Ben artık bir ölüyüm,” duymuyor, duymak istemiyor. Kulakları mı kapalı, hayır değil, duyuyor, konuşuyor hatta etrafındakilere bağırıyor.  “Ambulans çağırdınız mı, etrafını açın, rahat nefes alsın?” Anneler kabullenmiyor ölümü. Anne olduğunu nereden anladıysam artık, muhakkak bir anne, başka kim bu kadar merhametli olur. Başka kimin saçları süt kokar, taze meyve ve sabun, ellerinin içi nasırlı olur ve parmakları bu kadar maharetli.
Birinde yüzük, diğerinde karpuz, kiminde kanepe, başka birinde inci düğmeli gömlek ya da bir başkasında kamyon. Hatta ölümün kendisi de somutlaşıp bir nesne gibi karşımıza çıkıyor. İnsana ulaşmak için etrafımızı saran bunca nesne arasında sıkışan hikâyeleri buluyor ve anlatıyor. Gözü her şeyin üzerinde dolaşıyor, duruyor, görüyor ve hikâyeye dönüştürüyor. Hemen herkesin dikkatinden kaçan, üzerinde durmadığımız, düşünmeye değer görüp vakit ayırmadığımız eşyalara eğiliyor ve onlardan çıkıp insan hâllerinin en ince yerlerine ulaşıyor. Etrafımızdaki bunca şeyin arasında anlatılacak olanın, değerli olanın, hakikî olanın hikâyeleri var Tek Odalı Ev’de.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı