Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Dicle’den Yükselen Feryat  Hallac-I Mansur

Dicle’den Yükselen Feryat Hallac-I Mansur

Kendimi tesbih ederim, şanım ne büyüktür” diyen Bâyezîd-i Bistâmî ile “Cübbemin altında Allah’tan başkası yok” diyen Cüneyd-i Bağdâdî’nin sözleri aşk sarhoşluğuna bağışlanmış da, “Ene’l-Hak” diyen Hak âşığı için Bağdat’ın Babu’t-Tak Meydanı’na bir darağacı kurulmuş ve Hallâc-ı Mansûr, hakkında verilen ölüm fermanı gereği, 26 Mart 922 tarihinde hunharca katledilmiştir.Hallâc-ı Mansûr gibi gerçek bir âşığın, basireti ve ateşli imanı sayesinde, değil acı ve elemlerin, ona reva gördükleri ölümün bile bu ölçüde tatlılaşabileceğinden habersiz olanlar, idamından sonra ondan geriye herhangi bir iz ya da işaret kalmasın ve adı unutulup gitsin diye, bedenini ateşte yakıp küllerini Dicle Nehri’ne savurmuşlardır. Ancak ne izlerini yok edebilmiş, ne de adını unutturulabilmişlerdir.O günden beri bir çığlık yükselir durur Dicle’den... “Ene’l-Hak!”... İşte bu çığlığın öyküsüdür elinizde bulunan eser.
Yazar:Ahmet Çelik
Sayfa Sayısı:208
Dil:Türkçe
Isbn:9786056694035
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:23.02.2018
145 TL
103,68 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Dicle’den Yükselen Feryat Hallac-I Mansur
Kendimi tesbih ederim, şanım ne büyüktür” diyen Bâyezîd-i Bistâmî ile “Cübbemin altında Allah’tan başkası yok” diyen Cüneyd-i Bağdâdî’nin sözleri aşk sarhoşluğuna bağışlanmış da, “Ene’l-Hak” diyen Hak âşığı için Bağdat’ın Babu’t-Tak Meydanı’na bir darağacı kurulmuş ve Hallâc-ı Mansûr, hakkında verilen ölüm fermanı gereği, 26 Mart 922 tarihinde hunharca katledilmiştir.
Hallâc-ı Mansûr gibi gerçek bir âşığın, basireti ve ateşli imanı sayesinde, değil acı ve elemlerin, ona reva gördükleri ölümün bile bu ölçüde tatlılaşabileceğinden habersiz olanlar, idamından sonra ondan geriye herhangi bir iz ya da işaret kalmasın ve adı unutulup gitsin diye, bedenini ateşte yakıp küllerini Dicle Nehri’ne savurmuşlardır. Ancak ne izlerini yok edebilmiş, ne de adını unutturulabilmişlerdir.
O günden beri bir çığlık yükselir durur Dicle’den... “Ene’l-Hak!”... İşte bu çığlığın öyküsüdür elinizde bulunan eser.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı