Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Korku Benim Sahibim

Korku Benim Sahibim

Filiz Özdem, Korku Benim Sahibim’de iç içe geçen arayışlarla iç içe geçen korkuları anlatıyor.Etnik kimliğinin peşine düşen Sude, dedesinin izini çocukluk anılarında sürerken gerçek, anılar ve düşler birbirine karışıyor. Her uyanış ise, kaybedilmiş bir sevgiliye sonsuza kadar kavuşamayacak olmakla bir yüzleşme. Anlatılanların izlendiği yolda uzun bir merdiven tırmanılmış olsa da, son basamak Escher’in bir gravüründeki gibi ilk basamağın zeminine bağlanıyor. Korku, romanın da sahibi.Yıllar sonra bir nisan ayında, dedemin bana hediye ettiği, artık keçeleşmiş, güvelerin yediği kırmızı kazağımı yastığımın altına koyarak rüyalara duruyorum. Ölüp gitmiş insanların ardından.. Onların ağızları yok ki anlatsınlar, elleri yok ki göstersinler. Benim ağzım var, düş gören ellerim var. Onların yerine mi görüyorum,onlar mı bana gösteriyorlar, bir düş işte.Escher’in gravürlerine benzeyen bir Ortaçağ şehriymiş... Yüksek duvarların ardında büyük ve yıkık bir kilise varmış. Bir sur gibi yükselen, geçit vermeyen duvarın dibinde birkaç taş yerinden oynamış, bir gedik açılmış. Oradan içeriye bakıyormuşum.
Yazar:Filiz Özdem
Sayfa Sayısı:128
Dil:Türkçe
Isbn:9789750812835
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:08.04.2022
80 TL
52,80 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Korku Benim Sahibim
Filiz Özdem, Korku Benim Sahibim’de iç içe geçen arayışlarla iç içe geçen korkuları anlatıyor.
Etnik kimliğinin peşine düşen Sude, dedesinin izini çocukluk anılarında sürerken gerçek, anılar ve düşler birbirine karışıyor. Her uyanış ise, kaybedilmiş bir sevgiliye sonsuza kadar kavuşamayacak olmakla bir yüzleşme. Anlatılanların izlendiği yolda uzun bir merdiven tırmanılmış olsa da, son basamak Escher’in bir gravüründeki gibi ilk basamağın zeminine bağlanıyor. Korku, romanın da sahibi.
Yıllar sonra bir nisan ayında, dedemin bana hediye ettiği, artık keçeleşmiş, güvelerin yediği kırmızı kazağımı yastığımın altına koyarak rüyalara duruyorum. Ölüp gitmiş insanların ardından.. Onların ağızları yok ki anlatsınlar, elleri yok ki göstersinler. Benim ağzım var, düş gören ellerim var. Onların yerine mi görüyorum,
onlar mı bana gösteriyorlar, bir düş işte.
Escher’in gravürlerine benzeyen bir Ortaçağ şehriymiş... Yüksek duvarların ardında büyük ve yıkık bir kilise varmış. Bir sur gibi yükselen, geçit vermeyen duvarın dibinde birkaç taş yerinden oynamış, bir gedik açılmış. Oradan içeriye bakıyormuşum.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı