Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Devletin Teknolojisi Halkın Tekniği

Devletin Teknolojisi Halkın Tekniği

Azgelişmişlik Üstünlüktür paradigması, 1996 yılındaki ilk baskısında teknoloji eleştirisini aşacak bir teori geliştirmekten ziyade “(Ey mü’minler, kâfirlere ve zalim düzenlere karşı) Sakın gevşeklik göstermeyin, üzüntüye düşmeyin. Eğer inanıyorsanız (sonunda) galip ve üstün gelecek olan sizsiniz.” (3 Al-i İmran, 139) ayetinin muhtevasını gözeterek Osmanlı’nın yenileşme döneminden itibaren aydınları saran “geri kalmışlık kompleksi”ni yenmek üzere kaleme alınmıştır. Bu paradigma 2015’ten sonra teknolojinin devlete, tekniğin ise millete ait bir karakter olduğu fikrini ifade ederek kendisini yenilemiştir. Devlet “makasıd-ı hamse” denilen gayelere (din, akıl, can, mal, nesil emniyetine) yönelmeye zorunludur. Bu paradigma, devlet hayatı ile millet hayatını birbirinden ayırmakta, devleti milletin “aleti” ve “silahı” olarak tanımlamakta, devletin “fıkıhla” sınırlandırılması gerektiği fikrini temellendirmektedir.
Yazar:Lütfi Bergen
Sayfa Sayısı:208
Dil:Türkçe
Isbn:9786058029378
Boyut:13.5 X 20 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:05.07.2021
125 TL
85,94 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Devletin Teknolojisi Halkın Tekniği
Azgelişmişlik Üstünlüktür paradigması, 1996 yılındaki ilk baskısında teknoloji eleştirisini aşacak bir teori geliştirmekten ziyade “(Ey mü’minler, kâfirlere ve zalim düzenlere karşı) Sakın gevşeklik göstermeyin, üzüntüye düşmeyin. Eğer inanıyorsanız (sonunda) galip ve üstün gelecek olan sizsiniz.” (3 Al-i İmran, 139) ayetinin muhtevasını gözeterek Osmanlı’nın yenileşme döneminden itibaren aydınları saran “geri kalmışlık kompleksi”ni yenmek üzere kaleme alınmıştır. Bu paradigma 2015’ten sonra teknolojinin devlete, tekniğin ise millete ait bir karakter olduğu fikrini ifade ederek kendisini yenilemiştir. Devlet “makasıd-ı hamse” denilen gayelere (din, akıl, can, mal, nesil emniyetine) yönelmeye zorunludur. Bu paradigma, devlet hayatı ile millet hayatını birbirinden ayırmakta, devleti milletin “aleti” ve “silahı” olarak tanımlamakta, devletin “fıkıhla” sınırlandırılması gerektiği fikrini temellendirmektedir.
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı