Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Kadıköy’den Köprüaltı’na Hikayeler

Kadıköy’den Köprüaltı’na Hikayeler

Anadoluhisarlı çocukluğum! Göksu kıyısında bir ahşap, salaş yuvada başlamıştı yaşantım. Babam Çubuklu'dan sonra kıyıda olan rakı fabrikasında çalışırdı. Kırk yılda bir rakılardı; ama daimi rakı kokardı, anason kokardı. Rakı kokuluydu canım babam. Anam daimi yuvamızda, aşımızı, işimizi yapar, aynı zamanda tığla oya yapardı. Kadınlar hayrandı anamın oyalarına. Biz sokakta koşup oynardık, o camdan hüzünlü hüzünlü dışarı bakardı.            Anadoluhisarı'na sonbaharlar ansızın basardı. Ağaçlar kızıl urbalarını kuşanır, boğaz ayazlarına hazırlanırdı.            Anadoluhisarı çarşısının ortasında Kavacık'a doğru çıkan çok hoş, dökülmüş sonbahar yapraklarıyla kaplı bir yolumuz vardı. Bu yol, ahşap binaların arasından yavaş yavaş yukarı doğu uzanır, binaların sonunda Anadoluhisarı'nın sırtlarına ulaşırdı.            Bu küçük korulara kız arkadaşlarımızla gizli gizli çıkıp adi şarap götürürdük.     Dimitrokopulo, Marmara ya da Mutuk favorimizdi.            Fonda dört dörtlük Boğaziçi, aşk diyarı!            Bir yudum şarap bir yudum öpücük, karşıda uçsuz bucaksız Boğaziçi.            Anadoluhisarı, Göksu, Dolaybağı, Toplarönü, Küçüksu hafızamıza bıçakla kazınıyordu.            Ali Abi'nin, Göksu kıyısındaki salaş arabasından götürdüğümüz çöp şiş; Ali Abi'nin Kara Kartal hakkındaki sıcak, doyumsuz hasbıhalı.            Anadoluhisarı, bütün sonbaharlarda aklıma, rüyalarıma üşüşüyor.            O sonbaharda koruda adi şarap içtiğim o kızı düşlüyorum!
Yazar:İlker Mumcuoğlu
Sayfa Sayısı:86
Dil:Türkçe
Isbn:9786052494
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:25.11.2016
150 TL
118,95 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Kadıköy’den Köprüaltı’na Hikayeler
Anadoluhisarlı çocukluğum! Göksu kıyısında bir ahşap, salaş yuvada başlamıştı yaşantım. Babam Çubuklu'dan sonra kıyıda olan rakı fabrikasında çalışırdı. Kırk yılda bir rakılardı; ama daimi rakı kokardı, anason kokardı. Rakı kokuluydu canım babam. Anam daimi yuvamızda, aşımızı, işimizi yapar, aynı zamanda tığla oya yapardı. Kadınlar hayrandı anamın oyalarına. Biz sokakta koşup oynardık, o camdan hüzünlü hüzünlü dışarı bakardı.
            Anadoluhisarı'na sonbaharlar ansızın basardı. Ağaçlar kızıl urbalarını kuşanır, boğaz ayazlarına hazırlanırdı.
            Anadoluhisarı çarşısının ortasında Kavacık'a doğru çıkan çok hoş, dökülmüş sonbahar yapraklarıyla kaplı bir yolumuz vardı. Bu yol, ahşap binaların arasından yavaş yavaş yukarı doğu uzanır, binaların sonunda Anadoluhisarı'nın sırtlarına ulaşırdı.
            Bu küçük korulara kız arkadaşlarımızla gizli gizli çıkıp adi şarap götürürdük.     Dimitrokopulo, Marmara ya da Mutuk favorimizdi.
            Fonda dört dörtlük Boğaziçi, aşk diyarı!
            Bir yudum şarap bir yudum öpücük, karşıda uçsuz bucaksız Boğaziçi.
            Anadoluhisarı, Göksu, Dolaybağı, Toplarönü, Küçüksu hafızamıza bıçakla kazınıyordu.
            Ali Abi'nin, Göksu kıyısındaki salaş arabasından götürdüğümüz çöp şiş; Ali Abi'nin Kara Kartal hakkındaki sıcak, doyumsuz hasbıhalı.
            Anadoluhisarı, bütün sonbaharlarda aklıma, rüyalarıma üşüşüyor.
            O sonbaharda koruda adi şarap içtiğim o kızı düşlüyorum!
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı