Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Gezide Dört Kadın

Gezide Dört Kadın

Bir kadının en erken başlayan mevsimi ilkbahardır ve o kadın için ölene kadar devam eder. Yaz, sonbahar ve kış bedenini yıpratır, yüzünde kimi güzel, kimi çirkin izler bırakır ama ruhu hep ilkbaharı yaşar. Dört mevsimi farklı deneyimlerle yaşarken, ilkbaharı ruhunda taşıyan dört kadın, bireysel benlikleri ile toplumsal benlikleri arasındaki çatışmayı Gezi ruhu ile birleştirerek var olma ve özgürleşme arzusunun önüne dikilen engelleri yıkmaya çalışıyor... *** Nihal tahta bir kaide üstüne avuç içi yukarı bakacak şekilde bileğinden oturtulmuş bir kadın eliyle, o elden uçmak üzere olan minik bir kuşun, metalden yapılmış zarif heykelini incelemeye başladı. “Okan, gerçekten çok güzel! Hangi metal bu?” “Kurşun. 18. yüzyılda geliştirilmiş bir teknik. Yıpranmaya açık bir malzeme olmasına rağmen ben kullanmayı çok seviyorum.” “Sanırım bir kadın elinden uçmaya çalışan kuş.” “Evet. Kuş özgürlüğü, kadın eli ise yaşamı temsil ediyor.” “Neden kadın eli de, erkek eli değil?” “Kadın kutsaldır yavrum. Erkek ise ancak bir araç olabilir. Erkek tek başına bu dünyaya bir yaşam hediye edebilir mi? Bir kadın gibi o yaşamı edinip, besleyip, koruyup, sonra da zamanı gelince evrene sunabilir mi? Hayır.”
Yazar:Sema Fener
Sayfa Sayısı:181
Dil:Türkçe
Isbn:9786052012
Boyut:13.5 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:04.09.2015
200 TL
158,60 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Gezide Dört Kadın
Bir kadının en erken başlayan mevsimi ilkbahardır ve o kadın için ölene kadar devam eder. Yaz, sonbahar ve kış bedenini yıpratır, yüzünde kimi güzel, kimi çirkin izler bırakır ama ruhu hep ilkbaharı yaşar.
Dört mevsimi farklı deneyimlerle yaşarken, ilkbaharı ruhunda taşıyan dört kadın, bireysel benlikleri ile toplumsal benlikleri arasındaki çatışmayı Gezi ruhu ile birleştirerek var olma ve özgürleşme arzusunun önüne dikilen engelleri yıkmaya çalışıyor...

***

Nihal tahta bir kaide üstüne avuç içi yukarı bakacak şekilde bileğinden oturtulmuş bir kadın eliyle, o elden uçmak üzere olan minik bir kuşun, metalden yapılmış zarif heykelini incelemeye başladı.
“Okan, gerçekten çok güzel! Hangi metal bu?”
“Kurşun. 18. yüzyılda geliştirilmiş bir teknik. Yıpranmaya açık bir malzeme olmasına rağmen ben kullanmayı çok seviyorum.”
“Sanırım bir kadın elinden uçmaya çalışan kuş.”
“Evet. Kuş özgürlüğü, kadın eli ise yaşamı temsil ediyor.”
“Neden kadın eli de, erkek eli değil?”
“Kadın kutsaldır yavrum. Erkek ise ancak bir araç olabilir. Erkek tek başına bu dünyaya bir yaşam hediye edebilir mi? Bir kadın gibi o yaşamı edinip, besleyip, koruyup, sonra da zamanı gelince evrene sunabilir mi? Hayır.”
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı