Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Yüzlerce Sabah Binlerce Gece

Yüzlerce Sabah Binlerce Gece

O günleri kesik kesik hatırlıyorum. Gelenler, gidenler, bazı fısıltılar “Nasıl olmuş, nerede olmuş, arabayı kim kulla­nıyormuş, hemen mi ölmüş?” Bunlar çok mu önemliydi? Biz oğlumuzu artık ebediyen göremeyecektik. Kolumuz, kana­dımız kırılmıştı. Dünya hiçbir zaman bize eskisi kadar güzel görünmeyecekti. Tavsiye edilen teskin edici ilaçları şiddetle reddettim. Acımı uykuya boğdurmayacaktım. Bu acıyı iliğimle kemiğimle an be an yaşayacaktım. Gözyaşlarım hiç kurumadı. Onlar sicim gibi indiler. Çok konuşamıyordum. Ama içimden dudaklarımın ucunda hep söyleyecek sözler vardı. Acımı dile getiren bu sözlerin adına “şiir” denebilirdi. Artık her köşede bir defterim, kalemim, o uzun ve uykusuz geceler boyu bana yol­daşlık ediyordu.Yazarken oğlumla konuşuyordum. Sitem ediyordum. Niye bırakıp gittin diyordum. İlk ağıt Cahit Sıtkı’ya isyandı. Neden yalan söyledin Cahit Sıtkı? Hani 35 yaş yolun yarısı idi.Tamamı bile olmadı diye uzayıp gidiyordu sitemim. Def­terlerimden birine şöyle bir alıntı yapmıştım: “Yaşam bir hak, ölüm zorunlu bir görev olsa da, onunda uygun bir saati olmalıy­dı.” Yazan doğru demiş, ama olmadı işte uygun bir saati. 
Yazar:Suna Korkmaz
Sayfa Sayısı:511
Dil:Türkçe
Isbn:9786054776481
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:16.04.2015
22 TL
17,88 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Yüzlerce Sabah Binlerce Gece
O günleri kesik kesik hatırlıyorum. Gelenler, gidenler, bazı fısıltılar “Nasıl olmuş, nerede olmuş, arabayı kim kulla­nıyormuş, hemen mi ölmüş?” Bunlar çok mu önemliydi? Biz oğlumuzu artık ebediyen göremeyecektik. Kolumuz, kana­dımız kırılmıştı. Dünya hiçbir zaman bize eskisi kadar güzel görünmeyecekti. Tavsiye edilen teskin edici ilaçları şiddetle reddettim. Acımı uykuya boğdurmayacaktım. Bu acıyı iliğimle kemiğimle an be an yaşayacaktım. Gözyaşlarım hiç kurumadı. Onlar sicim gibi indiler. Çok konuşamıyordum. Ama içimden dudaklarımın ucunda hep söyleyecek sözler vardı. Acımı dile getiren bu sözlerin adına “şiir” denebilirdi. Artık her köşede bir defterim, kalemim, o uzun ve uykusuz geceler boyu bana yol­daşlık ediyordu.
Yazarken oğlumla konuşuyordum. Sitem ediyordum. Niye bırakıp gittin diyordum. İlk ağıt Cahit Sıtkı’ya isyandı. Neden yalan söyledin Cahit Sıtkı? Hani 35 yaş yolun yarısı idi.

Tamamı bile olmadı diye uzayıp gidiyordu sitemim. Def­terlerimden birine şöyle bir alıntı yapmıştım: “Yaşam bir hak, ölüm zorunlu bir görev olsa da, onunda uygun bir saati olmalıy­dı.” Yazan doğru demiş, ama olmadı işte uygun bir saati.
 
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı