Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Henüz Yolcuyum  Özyaşam Öyküsü, Anılar

Henüz Yolcuyum Özyaşam Öyküsü, Anılar

“İlkokulun iyi öğrencilerindendim. Ama okulu sevmiyordum. Okula gideceğim zaman kalp ağrısı çekerdim. Uçurtmayı ders kitabından daha çok seviyordum. Ağustosböceğinin sesini öğretmenin öğütlerine tercih ederdim.Şehrimde müze yoktu. Galeri yoktu. Öğretmen yoktu. Eleştirmen yoktu. Gravür yoktu. Film yoktu. Ama insan ve çevreyle akrabalık, yakınlık vardı. Birleşen eller ve kerpiç duvarlar vardı. Gökyüzü vardı. Tecrübenin canlılığı vardı. Yalınayak yürünebilirdi. Toprağın sertliği tecrübe edilebilirdi. Nar koparılabilir ve yeni bir ahlak tasarlanabilirdi. Duvarın kerpiciyle dedikodu yapılabilirdi.Sokağın duvarı insanla beraber yürürdü. Böyle bir şehirde biz, bilinçlenmedik. Eleştiren, kıyaslayan insanlar olmadık. Şekil vermedik. Kendi duygusallığımız içinde yüzüyorduk. Yüreğimizi kaybediyorduk. Meftun oluyorduk. Biriktirip durduğumuz şey, tecrübenin zaferiydi.O kadar erken kalkıyorduk ki, uzak köylerde güneşin doğuşunu tecrübe ediyorduk. Biz, genişlik ve ferahlığın çocuklarıydık. Geniş ufukları övüyorduk. Zaman, bizim nefesimizde akıp gidiyordu. Kumların alçakgönüllülüğü öğreticiydi. Ufkun olduğu bir yerde, alçakgönüllülüğün olmaması düşünülemezdi.” 
Yazar:Sohrab Sepehri
Çevirmen:Damla Gürkan Anar
Sayfa Sayısı:112
Dil:Türkçe
Isbn:9786254497070
Boyut:12 X 20 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:09.03.2023
85 TL
61,20 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Henüz Yolcuyum Özyaşam Öyküsü, Anılar
“İlkokulun iyi öğrencilerindendim. Ama okulu sevmiyordum. Okula gideceğim zaman kalp ağrısı çekerdim. Uçurtmayı ders kitabından daha çok seviyordum. Ağustosböceğinin sesini öğretmenin öğütlerine tercih ederdim.
Şehrimde müze yoktu. Galeri yoktu. Öğretmen yoktu. Eleştirmen yoktu. Gravür yoktu. Film yoktu. Ama insan ve çevreyle akrabalık, yakınlık vardı. Birleşen eller ve kerpiç duvarlar vardı. Gökyüzü vardı. Tecrübenin canlılığı vardı. Yalınayak yürünebilirdi. Toprağın sertliği tecrübe edilebilirdi. Nar koparılabilir ve yeni bir ahlak tasarlanabilirdi. Duvarın kerpiciyle dedikodu yapılabilirdi.
Sokağın duvarı insanla beraber yürürdü. Böyle bir şehirde biz, bilinçlenmedik. Eleştiren, kıyaslayan insanlar olmadık. Şekil vermedik. Kendi duygusallığımız içinde yüzüyorduk. Yüreğimizi kaybediyorduk. Meftun oluyorduk. Biriktirip durduğumuz şey, tecrübenin zaferiydi.
O kadar erken kalkıyorduk ki, uzak köylerde güneşin doğuşunu tecrübe ediyorduk. Biz, genişlik ve ferahlığın çocuklarıydık. Geniş ufukları övüyorduk. Zaman, bizim nefesimizde akıp gidiyordu. Kumların alçakgönüllülüğü öğreticiydi. Ufkun olduğu bir yerde, alçakgönüllülüğün olmaması düşünülemezdi.” 

Son Gezdiğiniz Ürünler

Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı