Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Mart

Mart

Banka tıklım tıkış. Sürttürüyorum kartı numaratör cihazına; 316. Sıradaki numara 264. ‘E, hani bankanın kendi müşterisine özel bi kıyağı vardı? Öne alıyordu beni’ demiyeceksin. Dememeyi öğrendin. Özel varsa, senden özeli de var. Siyah kartlısı, premier katlısı, elityum yatlısı, müşteri temsilcisinin kankası, güvenlik görevlisinin akrabası… Her daim önünde bir yirmi kişi olacak zaten. 316 eksi 264 = 52… Düş 52’den…30. Demek; 30 kişi de benim gibi özel olmayan, özel müşteri. Tamam. Oturup bekleriz hepimiz. İşimiz ne?Metropolde zaman, endişeli modernler, vesveseler, korkular, eski defterler, kıpır kıpır takıntılar. Dalakşehir, botoks, “Müezzinin sesi hicaz davudi mi?”, “Eskiden buralar dutluk muydu?”, peçeteye yazılamayan Mihriban, kırmızı akan dijital kat numaraları, gevezeler, mobilyacı Balzac, kaosu görünce kıkırdayan zekâlar, tek tesellisi pişmanlık olan mağluplar...Alper Atalan, açılmayan kapıları, marketleri, bankaları, patinaj yapan arabaları, hiç susmayan muhabbetçileri anlatıyor. Koşa koşa. Nefes nefese. “Son düzlükte” sağrısında güldür güldür bir mizahla edebiyat şehrengizine giriyor.Mart, uzuun bir Mart hikâyesi...
Yazar:Alper Atalan
Sayfa Sayısı:133
Dil:Türkçe
Isbn:9789750512087
Boyut:13 X 19.5 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:18.07.2013
128 TL
97,60 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Mart
Banka tıklım tıkış. Sürttürüyorum kartı numaratör cihazına; 316. Sıradaki numara 264. ‘E, hani bankanın kendi müşterisine özel bi
kıyağı vardı? Öne alıyordu beni’ demiyeceksin. Dememeyi öğrendin. Özel varsa, senden özeli de var. Siyah kartlısı, premier katlısı, elityum yatlısı, müşteri temsilcisinin kankası, güvenlik görevlisinin akrabası… Her daim önünde bir yirmi kişi olacak zaten. 316 eksi 264 = 52… Düş 52’den…30. Demek; 30 kişi de benim gibi özel olmayan, özel müşteri. Tamam. Oturup bekleriz hepimiz. İşimiz ne?

Metropolde zaman, endişeli modernler, vesveseler, korkular, eski defterler, kıpır kıpır takıntılar. Dalakşehir, botoks, “Müezzinin sesi hicaz davudi mi?”, “Eskiden buralar dutluk muydu?”, peçeteye yazılamayan Mihriban, kırmızı akan dijital kat numaraları, gevezeler, mobilyacı Balzac, kaosu görünce kıkırdayan zekâlar, tek tesellisi pişmanlık olan mağluplar...

Alper Atalan, açılmayan kapıları, marketleri, bankaları, patinaj yapan arabaları, hiç susmayan muhabbetçileri anlatıyor. Koşa koşa. Nefes nefese. “Son düzlükte” sağrısında güldür güldür bir mizahla edebiyat şehrengizine giriyor.

Mart, uzuun bir Mart hikâyesi...
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı