Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Oğul Yolu

Oğul Yolu

“Artık donuyoruz derken karşımıza ihtiyar bir adam çıktı. Başında sivri, tuhaf bir külah vardı. Bir arkadaşımız, ihtiyarın yüzüne fener tuttu, yüzü buz mavisiydi. Üzerinde, ucu yere değen kalın bir palto vardı. İhtiyar, paltoyu çıkarıp bana verdi. O an soğuk bitti benim için. Anne karnındaki bebek gibi sıcacıktım artık. Paltosunu bana verdi, şimdi kendisi donacak, diye düşünerek baktım; ihtiyarın üzerinde aynı paltodan bir tane daha vardı. O paltoyu da çıkarıp başka bir arkadaşa verdi. Baktık, ihtiyarın üzerinde aynı paltodan bir tane daha! Onu da çıkarıp bir diğer arkadaşa verdi. Bir palto daha, bir palto daha… İhtiyar durmadan palto çıkarıp veriyordu firarlara ve her seferinde üzerinde aynı paltodan bir tane daha oluyordu. On dördümüzün de üzerinde aynı paltodan vardı ve kimse üşümüyordu artık. Şaşkınlık içinde oradan uzaklaştık.”Bu roman, herkesin babası gibi bir babanın hikâyesidir. Bir de gerçeğin hikâyesidir. Bir de düşün hikâyesi. Bir de umudun hikâyesi. Aynı zamanda bu roman, bir kehribar tespihin hikâyesidir. Tespihin dolaştığı ellerin hikâyesi. Bir dönemin, bir bölgenin hikâyesi. Bir de çok bilinenin hiç bilinmeyen hikâyesi. Yalnız, ıssız insanların hikâyesi. Bir de suyun, buzun, kışın, yazın hikâyesi. Uzak bir mezranın, unutulmuş bir köyün, küçük bir şehrin hikâyesi. Bir de herkesin oğlu gibi bir oğlun hikâyesi. Bir de bir yolun…
Yazar:Hamdi Özyurt
Sayfa Sayısı:216
Dil:Türkçe
Isbn:9786055698942
Boyut:13.5 X 21 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:3. Hm. Kağıt
Yayın Tarihi:15.07.2011
11,11 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Oğul Yolu
“Artık donuyoruz derken karşımıza ihtiyar bir adam çıktı. Başında sivri, tuhaf bir külah vardı. Bir arkadaşımız, ihtiyarın yüzüne fener tuttu, yüzü buz mavisiydi. Üzerinde, ucu yere değen kalın bir palto vardı. İhtiyar, paltoyu çıkarıp bana verdi. O an soğuk bitti benim için. Anne karnındaki bebek gibi sıcacıktım artık. Paltosunu bana verdi, şimdi kendisi donacak, diye düşünerek baktım; ihtiyarın üzerinde aynı paltodan bir tane daha vardı. O paltoyu da çıkarıp başka bir arkadaşa verdi. Baktık, ihtiyarın üzerinde aynı paltodan bir tane daha! Onu da çıkarıp bir diğer arkadaşa verdi. Bir palto daha, bir palto daha… İhtiyar durmadan palto çıkarıp veriyordu firarlara ve her seferinde üzerinde aynı paltodan bir tane daha oluyordu. On dördümüzün de üzerinde aynı paltodan vardı ve kimse üşümüyordu artık. Şaşkınlık içinde oradan uzaklaştık.”

Bu roman, herkesin babası gibi bir babanın hikâyesidir. Bir de gerçeğin hikâyesidir. Bir de düşün hikâyesi. Bir de umudun hikâyesi. Aynı zamanda bu roman, bir kehribar tespihin hikâyesidir. Tespihin dolaştığı ellerin hikâyesi. Bir dönemin, bir bölgenin hikâyesi. Bir de çok bilinenin hiç bilinmeyen hikâyesi. Yalnız, ıssız insanların hikâyesi. Bir de suyun, buzun, kışın, yazın hikâyesi. Uzak bir mezranın, unutulmuş bir köyün, küçük bir şehrin hikâyesi. Bir de herkesin oğlu gibi bir oğlun hikâyesi. Bir de bir yolun…
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı