Güneşin Yokluğunda
Dünya donuyordu. Kıtalar, okyanuslar, denizler yeryüzü tüm oluşumuyla birlikte buzul çağa dönüyordu kırmızı kar tanecikleri eşliğinde. Her geçen gün alıyordu canları bu kırmızı kar. Dünya hayatı için son gelmekteydi. Bu bir kıyametti. Daha önce anlatılan senaryolar gibi değil yavaş yavaş fakat hızlı bir biçimde bitiriyordu hayatı. Tüm canlılar kendi kaderiyle baş başaydı. Yönetim yok, yasa yok, askeri birlikler yok, kolluk kuvvetleri yok. Herkes kendi kaderiyle, kendi bedeniyle, kendi canının derdiyle, kendi inancı ya da kendi tanrısıyla baş başa. Mücadele veriyorlardı hayatta kalmak için. Kendi imkanları ve kendi kapasiteleriyle. Parayla değil güçle değil bir put ya da bir meditasyon yolu ile değil kendi çabasıyla.