Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Monthly Review (11. Sayı)

Monthly Review (11. Sayı)

Monthly Review Türkiye hazırlandığı sırada henüz Rusya Ukrayna Krizi Patlak vermemişti. Emperyalizm temasıyla çıkan bu sayımız, içinde bulunduğumuz konjonktürü anlamak açısından daha işlevsel bir nitelik kazandı. Geçtiğimiz Küreselleşme sürecinde “Emperyalizm” kavramı rafa kaldırılmıştı. Sermayenin akışkan olduğu, o yüzden bir merkezden bahsedilemeyeceği, bu bağlamda hiçbir devletin hegemonik bir merkez teşkil edilemeyeceğine, bu çerçevede emperyalizmin aşıldığına dair tezler (İmparatorluk, Ultra emperyalizm vb.) revaçtaydı. Bu tezler egemenler arasındaki çelişkilerin minimize olduğu bu konjonktürde çok kültürlü, çok kimlikli yeni bir dünyanın şekilleneceğini iddia ediyordu. Ancak tam tersine Irak’tan, Libya’ya, Ukrayna’ya vb. Uzanan vekalet savaşları, ülkeler ve toplumlar arasındaki eşitsizliklerin gittikçe derinleşmesi bu tezlerin altını da boşalttı. Kapitalistler arası hegemonya mücadelesinin derinleştiği içinde bulunduğumuz konjonktürde, sermaye ihracına ve egemenler arasında ki çelişkilere odaklanan ve Lenin tarafından formüle edilen Marksist “Emperyalizm” teorisi yeniden açıklayıcı bir çerçevede geri döndüğü söylenebilir. Bu bağlamda, günümüzde kurucu bir irade oluşumu, emperyalizm ve kapitalizm karşıtlığını, insanlığın eşitlik ve özgürlük gibi ortak idealleriyle birleştiren politik bir programla mümkündür. 
Issn:9789772149266005
Sayfa Sayısı:111
Dil:Türkçe
Boyut:16 X 24 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:26.05.2022
35 TL
0,- TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Monthly Review (11. Sayı)
Monthly Review Türkiye hazırlandığı sırada henüz Rusya Ukrayna Krizi Patlak vermemişti. Emperyalizm temasıyla çıkan bu sayımız, içinde bulunduğumuz konjonktürü anlamak açısından daha işlevsel bir nitelik kazandı. Geçtiğimiz Küreselleşme sürecinde “Emperyalizm” kavramı rafa kaldırılmıştı. Sermayenin akışkan olduğu, o yüzden bir merkezden bahsedilemeyeceği, bu bağlamda hiçbir devletin hegemonik bir merkez teşkil edilemeyeceğine, bu çerçevede emperyalizmin aşıldığına dair tezler (İmparatorluk, Ultra emperyalizm vb.) revaçtaydı. Bu tezler egemenler arasındaki çelişkilerin minimize olduğu bu konjonktürde çok kültürlü, çok kimlikli yeni bir dünyanın şekilleneceğini iddia ediyordu. Ancak tam tersine Irak’tan, Libya’ya, Ukrayna’ya vb. Uzanan vekalet savaşları, ülkeler ve toplumlar arasındaki eşitsizliklerin gittikçe derinleşmesi bu tezlerin altını da boşalttı. Kapitalistler arası hegemonya mücadelesinin derinleştiği içinde bulunduğumuz konjonktürde, sermaye ihracına ve egemenler arasında ki çelişkilere odaklanan ve Lenin tarafından formüle edilen Marksist “Emperyalizm” teorisi yeniden açıklayıcı bir çerçevede geri döndüğü söylenebilir.
 
Bu bağlamda, günümüzde kurucu bir irade oluşumu, emperyalizm ve kapitalizm karşıtlığını, insanlığın eşitlik ve özgürlük gibi ortak idealleriyle birleştiren politik bir programla mümkündür. 
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı