Tüm KategorilerÇok SatanlarYayınevleriYazarlarYurt Dışı SiparişlerSıkca Sorulan SorularBlogSipariş Takibiİletişim
Ş

Ş

Ahmet Çağlayanın bir eşkıyanın gerçek yaşam öyküsünden uyarladığı sarsıcı ilk romanı “Ş”. Onunla beraber uzaklara gidecek dağları dolaşacak düşsel ama gerçek bir hikayeye dalacaksınız… İyi kalpli eşkıya “Ş” ile mutlaka tanışın.Lise yılları henüz bitmişti. Duygularımı mantıkla harmanlamaya çalıştığım ve bunu bir türlü beceremediğim ki insanoğlunun genellikle akıl ve duygu yarışında duygularının galip geldiği garip bir canlı olduğunu o yıllarda keşfetmiştim. Akıl “yanlış” diye arada bir sinyal gönderse de güdülerimiz aşırı bir tutkuyla o eylemi yapmaya odaklanmışsa akıl bir süre sonra bu yarışa yenik düşüp dahası yenik düştükten sonra “yanlış” diye uyardığı o eyleme kılıf bulmaya çalışır ve akıl bu konuda oldukça yaratıcı olduğundan sonunda uygun kılıfı da çok geçmeden bulur. İşte o duygu ve akıl arasındaki “gel git”in yoğun olduğu dönemde bir gün Leylamın aniden ortadan kaybolduğunu fark ettim. O anı yaşamayan birinin bu duygunun hiçbir zaman anlayamayacağı türden bir cehennem olduğunu bildiğimden bunu anlatmaya çalışmayacağım... Leylam da inandığı değerler uğruna bir grup arkadaşıyla bir gece yarısı yüreğimde derin bir yara ile birlikte her şeyini geride bırakarak dağa çıkmıştı…Sadece beni tanıyan biriyle kısa bir not bırakmıştı ardından. Kenarları buruşmuş sarı bir zarf içerisinde ve aceleyle yazıldığı belli olan mesaj tek bir cümleydi“Beni ve bu sokağımızı unutma” demişti…
Yazar:Ahmet Çağlayan
Sayfa Sayısı:237
Dil:Türkçe
Isbn:9789944362405
Boyut:14 X 20 Cm
Cilt Tipi:Karton Kapak
Kağıt Cinsi:Kitap Kağıdı
Yayın Tarihi:28.06.2012
220 TL
174,46 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
2 gün içinde
Stok Durumu:
Stokta var
Ş
Ahmet Çağlayanın bir eşkıyanın gerçek yaşam öyküsünden uyarladığı sarsıcı ilk romanı “Ş”. Onunla beraber uzaklara gidecek dağları dolaşacak düşsel ama gerçek bir hikayeye dalacaksınız… İyi kalpli eşkıya “Ş” ile mutlaka tanışın.

Lise yılları henüz bitmişti. Duygularımı mantıkla harmanlamaya çalıştığım ve bunu bir türlü beceremediğim ki insanoğlunun genellikle akıl ve duygu yarışında duygularının galip geldiği garip bir canlı olduğunu o yıllarda keşfetmiştim. Akıl “yanlış” diye arada bir sinyal gönderse de güdülerimiz aşırı bir tutkuyla o eylemi yapmaya odaklanmışsa akıl bir süre sonra bu yarışa yenik düşüp dahası yenik düştükten sonra “yanlış” diye uyardığı o eyleme kılıf bulmaya çalışır ve akıl bu konuda oldukça yaratıcı olduğundan sonunda uygun kılıfı da çok geçmeden bulur. İşte o duygu ve akıl arasındaki “gel git”in yoğun olduğu dönemde bir gün Leylamın aniden ortadan kaybolduğunu fark ettim. O anı yaşamayan birinin bu duygunun hiçbir zaman anlayamayacağı türden bir cehennem olduğunu bildiğimden bunu anlatmaya çalışmayacağım... Leylam da inandığı değerler uğruna bir grup arkadaşıyla bir gece yarısı yüreğimde derin bir yara ile birlikte her şeyini geride bırakarak dağa çıkmıştı…
Sadece beni tanıyan biriyle kısa bir not bırakmıştı ardından. Kenarları buruşmuş sarı bir zarf içerisinde ve aceleyle yazıldığı belli olan mesaj tek bir cümleydi
“Beni ve bu sokağımızı unutma” demişti…
Başa dön
© 2026 | powered by: mufaTech e-ticaret altyapısı